
By Emirhan Özkır
From: İstanbul
Attending: İstanbul Medipol University, Faculty of Communication, Public Relations & Advertising
Age: 21 years old
Şehzade Ömer Faruk Efendi hanedanın en güzel prensesleri Neslişah, Hanzade ve Necla Sultanların babası, Dürrüşehvar Sultan’ın biricik ağabeyi, Halife Abdülmecid Efendi’nin yegâne oğlu, Sultan Vahideddin’in damadı ve Sultan Abdülaziz Han’ın torunuydu. Kendi devrinde hanedanın en yakışıklı şehzadesiydi…

Şehzadenin Doğumu ve Çocukluğu
Ömer Faruk Efendi, 1898 senesinde Ortaköy’deki Feriye Sarayı’nda dünyaya geldi. Babası Sultan Abdülaziz’in oğullarından Halife Abdülmecid Efendi annesi Çerkes asıllı Şehsuvar Kadınefendi’dir. Abdülmecid Efendi yegâne oğlunu Mekteb-i Sultânî yani şimdiki Galatasaray Lisesi’ne gönderdi.

Mekteb-i Sultânî’den sonra o zamana kadar hiç alışılmadık şekilde tahsil hayatına Avrupa’da devam etti. Viyana Theresianum Koleji’ni ve Prusya Potsdam Harp Akademisi’ni bitirdi. Prusya hassa alayında üsteğmen rütbesiyle staj yaptı. Alman İmparatoru Kayzer Wilhelm’in muhafız alayına girdi. 1.Dünya Savaşı sırasında Galiçya ardından Verdun cephesinde görev yaptı. Almanya’nın en büyük iki madalyasını aldı.
1.85 boyunda, yakışıklı, entelektüel, zevk sahibi bir şehzadeydi. O dönemin İstanbul’un da kendisini uzaktan yakından tanıyan pek çok hanımın gönlünü çalmıştı. 1920-1924 yılları arasında Fenerbahçe Spor Kulübü başkanlığı da yapmıştır.
Aşk ve İnat: Sabiha Sultan’la Evlilik
Hıdiv İsmail Paşa’nın torunu Emine Fuad Tugay gibi pek çok uygun gelin adayı olmasına rağmen Faruk Efendi ikinci dereceden kuzini olan Sabiha Sultan’a âşıktı. Üstelik Sabiha Sultan Faruk Efendi’den 4 yaş büyüktü. Sabiha Sultan’ın babası o ve sırada padişah olan Sultan Vahideddin ile Faruk Efendi’nin babası Abdülmecid Efendi amcazade oluyorlardı. Sabiha Sultan’ın evlilik yaşı çoktan gelmesine ve onun da pek çok talibi olmasına rağmen sultanda halen evlenmemişti. Bu talipler arasında kimler yoktu ki, İran şahı, Mustafa Kemal Paşa, Müşir Ahmed Paşa’nın yeğeni Mehmed Ali Bey, askerler, diplomatlar ve daha kimler kimler…

Aralarında aşkında en inatçı olan Faruk Efendi oldu ve bu durumu annesi Şehsuvar Kadınefendi’ye anlattı. “Sabiha başka biriyle evlenirse bende intihar ederim!” dedi, yemeden içmeden kesildi. Nihayet Şehsuvar Kadınefendi, kocasının huzuruna çıktı “efendi hazretleri ben biricik oğlumu kaybedemem, ne olursa olsun bu evlilik olucak” dedi. Gençlik yıllarında çok samimi olan Sultan Vahideddin ile Abdülmecid Efendi’nin arasına son yıllarda kara kedi girmiş, birbirlerinden hiç hazzetmez olmuşlardı. Abdülmecid Efendi her bulduğu fırsatta o sırada padişah olan Sultan Vahideddin’in kararlarını tenkit ediyordu. Fakat oğlunun hatırı için istemeye istemeye de olsa saraya gitti ve vaziyeti padişaha izah edip Sabiha Sultan’ı oğlu Ömer Faruk Efendi’ye istedi. En az Abdülmecid Efendi kadar Sultan Vahideddin de olanları işitince şaşırdı, ama artık yapıcak bir şey yoktu…
Abdülmecid Efendi’nin saraya gittiği sıralarda, Faruk Efendi’nin annesi Şehsuvar Kadınefendi de Sabiha Sultan’ın annesiyle görüşmeye gitmiş, vaziyeti başkadınefendiye anlatmıştı. Nazikeda Kadınefendi de kocası gibi şok olmuş “nasıl olur böyle bir şey” demişti. Senelerdir kimseleri kabul etmeyen Sabiha Sultan bu evlilik teklifine müspet yaklaştı ve Faruk Efendi’yle evlenmeyi kabul etti. Nihayet 1920’nin nisan ayında evlendiler. Düğünden önceki gece Sabiha Sultan ve Faruk Efendi yanlarında bazı dostlarıyla beraber vakit geçirmişlerdi. Bunu işiten eski saraylı kalfalar “Mecid soyundan bir sultanla, Aziz soyundan bir şehzade evlenooorlar, birde düğünden önceki gece baş başa vakit geçiriyooorrlarrr, başımıza taş yağacak..!” demişlerdi.
Sultan Vahideddin kızına düğün hediyesi olarak Teşvikiye’de bir konak ve Rumelihisarı’ndaki Tophane Müşiri Zeki Paşa Yalısını verdi. Yeni evli çift umumiyetle kış aylarını Teşvikiye’deki konakta yaz aylarını da Rumelihisarı’ndaki yalıda geçirirlerdi. Düğünden yaklaşık 10 ay sonra ilk çocukları Fatma Neslişah Sultan’ı kucaklarına aldılar. Bu güzeller güzeli bebeğe Fatma adını şahbabası Sultan Vahideddin, Neslişah ismini ise büyükbabası Abdülmecid Efendi vermişti.
Gemi Ambarında Anadolu’ya Yolculuk

Ankara’nın davetine işgal kuvvetlerinin evini sarmasıyla icabet edemeyen Abdülmecid Efendi, 26 Nisan 1921’de oğlunu gizlice Anadolu’ya gönderdi. Bir geminin ambarında seyahat ederek İnebolu’ya geçti. Mustafa Kemal Paşa kendisinin İstanbul’da durmasının daha uygun olacağını bildiren bir telgraf çekerek geri dönmesini istedi.
Saltanat kaldırıldıktan sonra hükümet bütün şehzade ve damatların ordudan atıldığını ilan etti. Mesleğini çok seven, büyük bir tutkuyla yapan ve hakikaten çok iyi bir asker olan şehzade bu habere çok üzüldü. Bu hadiseden birkaç ay sonra halifelik kaldırıldı ve tüm hanedan ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.
İmparatorluktan Sürgüne

Ömer Faruk Efendi ve ailesi önce İsviçre’ye ardından Güney Fransa’nın Nice şehrine gittiler. 1926’da kayınpederi Sultan Vahideddin vefat edince cenaze işlemleriyle Faruk Efendi ilgilendi ve kayınpederinin cenazesini Şam’a götürdü.
Memleketini çok seven bir vatansever olan Faruk Efendi evinin her tarafını Türk bayraklarıyla donatmıştı. 1931’de kız kardeşi Dürrüşehvar Sultan Haydarabad Nizâmı’nın oğluyla evlenip ailenin maddi durumu düzelince Faruk Efendi’de kendine Lancia marka bir araba aldı. Arabasında da tıpkı evinde olduğu gibi Türk bayrağı çekiliydi. Arabayı çok süratli kullanması sebebiyle Abdülmecid Efendi, “Oğlum, sana bayraklı deli diyecekler” diye takılırdı.
Şehzade sert görünüşüne rağmen fevkalade eli açık ve merhametli bir insandı. Büyük kızı Neslişah Sultan’a da zaten hep “kızım âlicenap olacaksın” dermiş. Nice’te cami olmadığından Osmanlı hanedanından vefat edenlerin cenazesini, kadınsa Sabiha Sultan, erkekse Faruk Efendi yıkardı.
Zor Zamanlar ve Kızların Evliliği

1938’de Avrupa’da yeni bir savaş çıkacak endişesiyle ve evlenme çağına gelmiş kızlarına münasip Müslüman talipler bulma maksadıyla Faruk Efendi ailesiyle beraber Mısır’a taşındı. Hakikaten de Faruk Efendi’nin korktuğu olmuş 1939 eylülünde 2.Dünya Savaşı başlamıştı. Savaş başlayınca bankalarla irtibat kesildi, Paris’te yaşayan Halife oğluna para gönderemez oldu. Ailenin bu maddi sıkıntıdan kurtulmasının tek çaresi kızların iyi evlilikler yapmasıydı. Bu vesileyle 1940 senesinde 1 hafta arayla önce Hanzade Sultan sonrada Neslişah Sultan evlendi. İkisi de kendilerinden yaşça büyük Mısırlı prenslerle evlendiler.
Bir Evliliğin Sonu ve İkinci Bahar

Kızların evlenmesinden birkaç sene sonra büyük bir aşkla evlenen Sabiha Sultan ve Faruk Efendi’nin evliliği üzerinde kara bulutlar gezinmeye başladı. Üç kızını da evlendirmiş, artık torun sahibi olmuş Faruk Efendi 28 senelik evliliğine son vererek 1948’de Sabiha Sultan’ı boşadı.
Ardından kısa bir zaman sonra amcası Yusuf İzzeddin Efendi’nin kızı Mihrişah Sultan’la evlendi. Bu cihetten iki sultanla evlenmiş tek şehzade Ömer Faruk Efendi’dir. İleri ki yıllarda Faruk Efendi kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi çok ciddi rahatsızlıklar geçirdi, neredeyse ölümden döndü. Bu dönemde ikinci eşi olan Mihrişah Sultan kendisine çok iyi baktı, bu sebeple Neslişah Sultan babasıyla aralarında geçen tatsız hadiselere rağmen “Mihrişah Sultan’a hep medyun-u şükran duydum, babama çok iyi baktı” derdi.
Fakat hastalıkları atlattıktan sonra Faruk Efendi Mihrişah Sultan’dan da boşandı. Mihrişah Sultan İstanbul’a dönüp ikinci bir evlilik yaptı ve ikinci evliliği de bittikten sonra Taksim’de kuzini Fatma Gevheri Sultan’la beraber yaşadı.
Vatan Hasreti İçinde Geçen Son Yıllar

Faruk Efendi biriktirdiği az bir miktar parayla İskenderiye’de deniz kenarında mütevazi bir ev yaptırmıştı. Burda tek meşgalesi balık tutmak, Türkiye’den gelen kitapları okumak ve küçük bir el radyosundan Türkiye haberlerini dinlemekti. Kızı Hanzade Sultan’ın Paris’ten gönderdiği parayla hayatını devam ettiriyordu. Masasında hep bir kavanoz içinde vatan toprağı ve ay yıldızlı bayrak duruyordu. Faruk Efendi alafranga görüntüsüne rağmen hususi yaşamında tıpkı büyük dedesi Sultan II. Mahmud gibi Şark usulü yaşamayı severdi. Neslişah Sultan babasının et ve pilavsız sofraya oturmadığını, sakatat yemeyi çok sevdiğini, “tatlının şerbeti boğazımı yakmalı” dediğini anlatırdı. Hanedandan Türkiye’ye kavuşmayı en çok isteyenlerden biri de Faruk Efendi’ydi, son senelerinde Prens Abbas Halim’in İskenderiye’deki evinde misafir olarak yaşadı.
Bir zamanların İstanbul’un da kadın erkek herkeslerin hayran olduğu o yakışıklı, uzun boylu, entelektüel asker şehzade 28 Mart 1969 gecesi 71 yaşında memleket hasreti içinde yaşama veda etti. Vefat ettiğinde şehzadelerin Türkiye’ye dönmesine müsaade eden kanun henüz çıkmamıştı. En büyük hayali İstanbul’da ölüp orada gömülebilmekti. Devamlı masasının üstünde duran vatan toprağının ölünce kabrine konulmasını vasiyet etmişti.
Faruk Efendi vefat ettiğinde o sırada İstanbul’da yaşayan Sabiha Sultan kendisine baş sağlığına gelmeyenlerle selamı sabahı kesti. Neslişah Sultan “anne boşanmıştınız, niçin baş sağlığına gelsinler” diyince, “evet kızım boşanmıştık lâkin amcazadem oluyordu onun içün gelmeleri gerekirdi” demişti. Fakat hakikat şuydu: Onca yaşananlara rağmen Sabiha Sultan hâlâ Faruk Efendi’ye âşıktı. Zaten vefatından önce de Mısır’dan gelen her tanıdığını sıkıştırır “Faruk nasıl ?” diye sorarmış.
Faruk Efendi’nin na’şı 1977’de büyük kızı Neslişah Sultan tarafından Mısır’dan İstanbul’a nakledildi. Büyük babası Sultan Abdülaziz’in de medfun bulunduğu Sultan II. Mahmud Türbesi’ne defnedildi.
Some images used on this blog are sourced from the internet and are assumed to be in the public domain. We make every effort to ensure proper attribution, but if you are the owner of an image and believe it has been used without proper permission, please contact us so we can give proper credit or remove the image as requested.

